Şapka, Sıcak ve Sık Yıkama: Ankara’da Dökülmeye Yüklenen Suçlar
Ankara kışında bere ve şapka kullanımı yaygın olduğu için ekim sonrası ilk haftalarda başın nasıl korunacağı önceden konuşuluyor. Konunun ayrıntıları Ankara’daki adayların sık sorduğu sorulara da cevap veriyor.
Yaz sıcağında başına şapka geçiren, her gün duş alan bir Ankaralı, saçı incelmeye başladığında suçluyu hemen bulur: şapka ya da su. Bu suçlamalar ne kadar haklı? Yaygın inanışları sırayla tartalım. Genellikle saç ekimi Çankaya konusunu inceleyenler bu farkı genellikle sonradan fark eder.
Mit: Şapka kökleri boğar, saçı döker. Gerçek: Normal bir şapka foliküllere giden kanı kesmez. Sürekli çok sıkı bağlanan at kuyruğu ya da örgüler traksiyon alopesisine yol açabilir, ama gevşek bir şapkanın genetik dökülmeyi hızlandırdığı gösterilmemiştir.
Mit: Her gün yıkamak saçı azaltır. Gerçek: Gider ağzında toplanan teller ömrünü tamamlayıp zaten ayrılmaya hazır olanlardır; şampuanı geciktirmek onları yalnızca ertesi güne erteler. Kafa derisini temiz tutmak, özellikle tozlu sanayi ortamında çalışanlarda kepeği ve iltihabı azaltır. Çoğu durumda Çankaya saç ekimi ile ilgilenenler bu bilgiyi pratikte faydalı bulur.
Mit: Annenin babasına bakarsan geleceğini görürsün. Gerçek: Genetik eğilim iki taraftan da gelebilir, tek bir akrabaya bakmak yanıltır. Ankara’nın uzun yazında güneş telin uçlarını yıpratır, kırılmayı artırır; derinin altındaki köke ise ulaşmaz. Listenin başında ise hormona duyarlı kalıtsal yapı, düşük demir depoları, tiroid bezinin dengesizliği ve sarsıcı stres dönemleri durur.