Hicri: 13 Recep 1442 Miladi:
Gücünüzün ve cesaretinizin, güçlüklerin üstesinden gelmeye yeterli olduğunu kabul edin. M.Esad Coşan

Cuma Saati - EZAN NE GÜZELDİR!

Cuma Saati - EZAN NE GÜZELDİR!


Bismillahi Teala ….

Hamd Allah’a salat ve selam O’nun muazzez Peygamberine (sav.) âline ve ashabına olsun.

Şairin dediği gibi

Emr i Bülentsin ey Ezan-ı Muhammedi

Kafi değil sedana cihan-ı Muhammedi.

                                     (Yahya Kemal)

Ezan Müslümanları namaza davet eden bir çağrı olmasının ötesinde ,bütün insanlığa seslenen tekbir ve tehlilleri ile Allahın her şeyin rabbi olduğunu, eşinin ve ortağının olmadığını, kulluk yapılacak başka bir varlığın bulunmadığını hatırlatmadır.

Ezan İslam akidesinin özet bildirisi ve İslam medeniyetinin önemli bir unsurudur. Yüce yaratıcının tevhidini ilan, Müslümanların vahdetini vurgudur ezan.

Ezanın ortaya çıkışı aslında Mekke'de doğan ışığın Medine semalarında sese dönüşüp bütün zaman ve mekanları bir rahmet örtüsüyle örtme hikayesidir.

Gelin birde ezanın ortaya çıkış safhasına bakalım. Şehirlerin anası olan Mekke mahzundu. Tevhit akidesinin yurdu şirk ve müşriklerin hakimiyeti altında idi. Peygamberimizin İslamiyeti tebliğ etmeye başlamasından sonra müşriklerde eziyet ve işkenceye başladılar. Sırf Rabbimiz Allah'tır dedikleri için Müslümanların başlarına gelmedik kalmadı. Artık saldırılar çekilmez olmuştu ki iki cihan Afendisi (sav.) kendisine inananları da yanına alarak doğduğu ve çok sevdiği bu toprakları bırakıp gitmeyi düşünmeye başladı.

Allah Rasulü hac mevsiminde kurulan panayırlara varıp kendisine yardım edecek birilerini arardı ama kimseyi bulamazdı. Müşriklerde arkasından dolaşıp Rasulullahın aleyhinde konuşurlardı. (ibn hambel/müsnet )

Rasul-i Ekrem tebliğ çalışmalarına ısrarla devam ettirmesi neticesinde nübüvvetin 11. yılında Yesrib'ten (Medine) gelen altı kişi Hz. Peygamberi dinlemişler ve sonraki sene on iki kişi olarak gelmişler ve biat etmişlerdi. Musab b. Umeyr öğretmen olarak onlarla gönderildi. Akabe biatları ile atılan tohumlar meyve verdi. Peygamberimizi ve ashabını Yesrib'e davet ettiler. (ibn sa’d/tabakat)

Böylece hicret başladı artık Yesrib "Peygamber Şehri" olmaya hazırdı. Kutlu sahabeler her şeylerini bırakıp Allah'ın dini için feda ediyorlardı. Ya Rabbi senin için Kabe de feda olsun diyerek Beytullah’ı arkalarında bırakıp hicret ediyorlardı.

Allah Rasulünün teşrifi ile Yesrib artık "Medine i Münevvere" nurlanmış aydınlanmış şehir olmuştu. Peygamber efendimiz Medine'ye teşrif eder etmez ilk işi bir mescit inşası olmuştu.

Mescit inşa edilmiş orada hem ibadet hem de eğitim ve öğretim yapılıyordu. Müslümanlar  artık mutludur. Dinlerini huzur içinde yaşıyorlardır. Peygamberimiz ashabını cemaatle namaza teşvik ediyordu ama sahabeler namaz vaktini tam olarak kestiremiyorlardı.

Bazıları geç kalıyor,bazıları erken gelip bekliyordu. Nüfus arttıkça bu husus daha da büyük bir mesele haline gelmişti. (ibn hacer/fethulbari)

Bu mühim mevzuyu Peygamberimiz ashabı ile istişare ediyordu. Ashab da eski dinlerdeki tecrübe ve edindikleri bilgilere göre çeşitli önerilerde bulunuyorlardı. Kimisi çan çalalım, kimisi boru üfleyelim diyordu. Hatta Mecusilerle özleşen ateş yakmayı bile teklif edenler olmuştu. (buhari/ezan  tirmizi/salat)

Bunlar başka dinlerin uygulamaları olduğu için kabul görmedi. Hz. Peygamber üzgündü, ashap da ona bakarak üzülüyordu. Büyük bir arayış içinde bir çıkar yolu göstermesi için Allah’a ellerini ve yüreklerini açarak dua ediyorlardı.

Hz. Ömer in tavsiyesi üzerine Hz. Bilal namaz vakti geldiğinde sokaklarda “es selatu es selatu”(namaza namaza) veya “es selatu camiaten”(cemaatle namaza) diye bir müddet çağrıda bulundu. (Buhari”ezan”/Müslim”salat”)

Ama bu hem zahmetli hem de tam manasıyla insanları toplayamıyordu. Peygamberimiz ashabıyla istişareyi yoğunlaştırdı. (ibn sa’d “tabakat”)

Bir teklifte namaz vakti mescidin damına bir bayrak çekilmesi yönünde geldi ancak Hz. Peygamber bunu da tasvip etmedi.

Hz. Peygamber (sav.) üzgün ve düşünceli idi. Bu hali sahabeleri de çok üzmüştü. İşte bu üzülen sahabelerden biri olan Abdullah Bin Zeyd hazretleri mescitteki toplantıdan sonra üzgün ve gönül ızdırabı ile evine gitti. Yorgundu, uykuya dalar gibi oldu. Rüyasında yeşil elbiseli birinin yanına geldiğini gördü elinde bir çan vardı ona: "elindeki çanı bana satar mısın" dedi oda: ne yapacaksın? diyince Hz. Abdullah "namaza çağrı için kullanacağım" dedi. O kişi sana daha hayırlı bir şey tarif edeyim dedi ve mescidin üzerine çıkarak yüksek sesle “Allahu ekber , Allahu ekber” diye başlayarak ezanın tamamını okudu. (ebudavud/tirmizi/darimi)

Abdullah uyanınca yüreği kıpır kıpır olmuştu. Daha sabahı beklemeden Rasul-i Ekrem'in yanına koştu ve gördüklerini anlattı. Allah Rasülü de onu sakin ve dingin bir şekilde dinledi ve buyurdu "Bu hak bir rüyadır inşallah". Bilal'e gördüklerini öğretmesini istedi. (tirmizi/ebu davud)

Bilal yeryüzünün ilk ezanını okumak için kalktı ve gür sesiyle haykırdı” Allahu ekber, Allahu ekber”….. Medine semaları çınlıyordu. Ezan sesine uyananlardan birisi de Hz. Ömer idi. Zira bu sözleri o gün rüyasında Hz. Ömer’de görmüş idi. “Aman Allah'ım dedi ve hayret ile aceleyle sokağa fırladı ve mescide vardı durumu peygamberimize bildirince Hz. Peygamber (sav.)  Hz. Ömer'e "Allah a hamdolsun böylece iş sağlamlaştı" (tirmizi) buyurdu.

Böylece hicretten on yedi ay kadar sonra,Müslümanlar simge çağrısına kavuşmuş oldu. Artık günlerdir aradıkları kutsal çağrı tespit edilmiş , Allah inanan kullarını yardımsız ve çaresiz bırakmamıştı .

Hz. Bilal müezzin olarak görevlendirilmişti. Mekke'nin fethinden sonrada Ebu Mahzure Mekke'ye müezzin tayin edilmişti. (ibn hambel,ibn mace)

Hz. Bilal bir gün namaz için peygamberimizi uyandırmaya vardığında onun hala uyuduğunu haber alınca odasının önünde yüksek sesle "es salatü hayrun mine’n-nevm" (namaz uykudan daha hayırlıdır) diye seslenmişti. bunu duyan Rasulullah (sav.) in çok hoşuna gitmişti ve bundan sonra sabah ezanlarına bunu eklemesini Bilal (ra.) söylemişti. (Darimi”salat”)

Müslümanlar ezanı her haliyle her kelimesiyle,her vurgusuyla onu anlar . Ezan sadece kulağa değil gönüle de hitap eder Mümin kimse dünyanın neresinde olursa olsun bunun ezan olduğunu anlar. Kutsal çağrıdır ezan; kutsala çağrı, kurtuluşa davet, namaz vaktinin ilanıdır.

Günde beş defa minarelerden yüreklerimize akan çağlayanlar şeklinde bize kim olduğumuzu hatırlatır bize güç verir. Bizi diri ve bir tutar ezanlar.

Merhum Mehmet Akif in İstiklal Marşımızda dediği gibi

                                                            Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli

                                                          Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli

Rabbim göklerden bayrağımızı indirmesin, minarelerden ezanımızı susturmasın duası ile….

                                                                                                                                 ŞÜKRÜ SELİM AVCI






Burada paylaş :


Anasayfa'ya geri dön

HABERLER

MERKEZİ REKLAM

AKRA FM
CANLI RADYON DİNLE