Hicri: 13 Recep 1442 Miladi:
Gücünüzün ve cesaretinizin, güçlüklerin üstesinden gelmeye yeterli olduğunu kabul edin. M.Esad Coşan

Cuma Saati - SÖZDE DEĞİL ÖZDE SEVGİ

Cuma Saati - SÖZDE DEĞİL ÖZDE SEVGİ


Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdüllillahi rabbil alemin vesselatü vesselamu ala Rasulüna Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain.

Allah'ın rahmeti, bereketi ve selamı üzerinize ve üzerimize olsun.

Rabiat'ül  Adeviyye  bir sözünde diyor ki: Ne acayip iştir; ''Sevdiğini söylüyorsun, ama isyan ediyorsun. Seven sevdiğine itaat eder. '' Bu sözüyle bize büyük bir hakikati hatırlatmaktadır. İnsan sevdiğinin istediğini yapmaya çalışır ve onun hoşlanmadığı şeyi de yapmaktan beri olur. Hele bu sevdiklerimiz en yakınınız olan anne, baba, kardeş, eş olunca konuşmamıza, hal ve hareketlerimize daha dikkat ederiz. Onları  üzecek yahut kıracak birçok şeyden yüz çeviririz. Onlara karşı mahcup olmaktan çekiniriz. Bu onlara duyduğumuz sevginin tezahürüdür. Olaya bir de Allah ve Rasulünü dahil edersek, durum daha hassas ve daha önemli bir noktaya gelir öyle değil mi? Çünkü biz inananlar Allah ve Rasulünü  her şeyden çok sevdiğimizi söyler ve belirtmekten çekinmeyiz. Ama bu sevginizi söylemekle kanıtlayamayız.  Sevgi alameti davranıştır. Sevgi şayet bir olgu olduğu için onu ancak konuşma, davranış ve yaşantı  tarzımız yoluyla somutlaştırabilir, ortaya koyabiliriz. Bugün baktığımızda Allah ve Rasulünü her şeyden çok sevme gibi  bir iddianın sahibi olan bizler hayatımızın birçok alanında kendi kendimizi yalana çıkartmaktayız. Allah'ı sevdiğimizi söylüyoruz ama onun emirlerini yerine getirmede, yasaklarından kaçınmada bir o kadar duyarsızız. Onun Rasulünü sevdiğimizi söylüyoruz ama onun sünnetini benimsemiyoruz. Hayatımızın içinden çekip çıkarmışız ama dilimizde ve gönlümüzde taşır olmuşuz. Dilimizden çıkanlarla yaşamımız uyuşmaz olmuş.

Fudaly (rehimehullahu) der ki, ''sana, Allah'ı seviyor musun, diye sordukları zaman sus, cevap verme. Çünkü eğer hayır diyecek olsan imandan çıkarsın, buna karşılık evet diyecek olsan ve Allah'ı sevenlere yakışmayacak tavsif de bulunsan Allah'ın gazabından kork.''

Rabbimiz Ali İmran suresinin 31. Ayeti kerimesinde şöyle buyurmakta; (Ey Resûlüm!) De ki: “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.”

Bu ayeti kerimede Allah'ı sevmenin alameti olarak Rasûle tabi olmak işaret edilmekte ve Allah'ın sevgisi ve affı da bu şarta bağlanmaktadır. Onlarca ayet-i kerimede de Allah'a itaatin yanında Rasûle itaat de emredilmiştir. Yani Allah'ı seviyorsak ve onun bizi sevmesini de istiyorsak Rasûlün yolundan yürümeli, sünnetini yaşamalıyız. Ahzab suresi 21. ayet-i kerimede; "Andolsun olsun ki Allah’ı(n rızasını) ve âhiret gününü(n saadetini) umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın Resûlü’nde, sizin için, pek güzel bir örnek vardır." buyurmakta Rabbimiz. Çünkü Efendimiz Kuran'ı yaşama örneği ve muallimidir. Onun hayatı, vahyin yaşama yansımız halidir. Dinin anlaşılmasında kilit nokta Rasûlün hasılı biz inananların sevgimizdeki samimiyeti yakalayıp yeniden asrı saadetle olduğu gibi hayatımızın her olanına Allah'ın emirlerini ve Rasûlünün sünnetini hakim kılmalıyız. Dinimizi tekrardan sosyal hayatımızda devreye koymalıyız.

Çünkü giderek artan maddi ve manevi hastalıklarımızın tedavisi bu şekilde mümkün olacaktır. Rabbimiz bizleri Rasûlüne tabi olan kendisini hakiki manada seven ve kendisinin sevdiği kullarından eylesin.  Amin.

                                                                                                                                                        Mehmet GÖNÇ






Burada paylaş :


Anasayfa'ya geri dön

HABERLER

MERKEZİ REKLAM

AKRA FM
CANLI RADYON DİNLE